Askar Şirketler Grubu

Geleceği Güvenle İnşa Ediyoruz...

Faaliyetler

Askar Şirketler Grubu

Kurumsal Başarının Sırrı; Doğru Yapılanmadır.

Kurumsal

Askar Şirketler Grubu

Tecrübemizi Doğru Yatırımlara Dönüştürüyoruz.

Şirketler

Tarihçemiz

Askar Şirketler Topluluğu  1986 yilinda İstanbul’da kurulan Askar Ticaret adi altinda Laleli’de istanbul toplu ulaşim ve ticari plaka ( taksi ) sektöründe faaliyetlerine başlayan firmamiz ilgili sektörde girişimci ruhu ile bir çok yeniliğide beraberinde getirmiştir.

Ayni zamanda Askar İnşaat firmasi adi altinda Çavuşoğlu İnşaat firmalari ortaklaşa yürüttükleri bir çok projeye de imza atmişlardir.

2000 li yillarin başinda akaryakit sektörüne girerek askar petrol olarak ünvan değişikliği yapmiştir. Yine bu zaman zarfinda İstoç Otomarket’te yapimini tamamladiği plazamizda Askar Otomotiv  olarak otomotiv sektörünün öncü firmalari arasina girmiştir.sektöre kattiği deneyim , güçlü sermaye yapisi ve müşteri odakli hizmet anlayişi ile özellikle lüx araç alaninda uzmanlaşmiştir.

2000 li yillarin ilk çeyreğinde atilimlarini devam ettiren firmamiz 2014 yilinda Transfer Best isimli firmayi kurarak taşimacilik sektöründe yeni bir ivme kaydetti.geniş müşteri potansyeline sahip bu firmada çeşitli kurum ve kuruluşlarla çalişmasini sürdürmüştür.

Bu alandaki yenilikçi ruhu,öz güven ve müşteir memnuniyetini ilke alan firmamiz TSH Lüks Taşimacilik firmasini kurarak müşterilerine lüx araç alanindaki yeniliklere de beraberinde getirmiştir.

Atilimlarini yurt dişina taşima vizyonu olan firmamiz yakin tarihimizde e-ticaret sitesi kurarak ticaret alanina farkli bir boyut kazandirmiştir.kurulan e-ticaret firmamiz bazarea olarak dünyanin her noktasina türk yöresel lezzetlerinden elektronik giyim aksesuar gibi bir çok katagoride bu alanda yerini almiştir.

Saygılarımızla, ASKAR Ailesi

Şirketler

1986 Yılında İstanbul Laleli'de ticari plaka sektöründe faaliyetlerine başlayan Askar Ticaret gelişim hamlesini ilerleyen yıllarda Askar Otomotiv kurarak sürdürmüştür. Sektörde yılların kattığı deneyim, güçlü sermaye yapısı, müşteri memnuniyeti odaklı hizmet anlayışı ile özellikle lüks araç alanında uzmanlaşmıştır. Otomobilde dünyanın dev markalarını, gerek sıfır km, gerekse kullanılmış araç ürün yelpazesinde müşterilerine sunmaktadır.

Şirketler
anasayfa-duzeni/Şirketler
Ayıcalıklarla dolu ASKAR DÜNYASI'na katılmak ister misiniz?

Hizmetlerimizden Yararlanın

Katılın

Blog

Yakından Tanıyalım; Mercedes - Benz
  • 14-01-2020

Yakından Tanıyalım; Mercedes - Benz

Mercedes-Benz, kurulduğu günden bu yana,  fark yaratan buluşlara imza atarak karşılaştığı her problemin üstesinden gelmeyi başarabilmiş bir otomotiv devi. Her daim yeniliği ve gelişmeyi hedefliyor. Daimler Motor Şirketi(Daimler AG) tarafından kurulan Mercedes, yüz yılı aşkın süredir sürdürdüğü pazar hayatı boyunca hem Avrupa tarihinin en kara günlerine şahitlik etmiş, hem de teknoloji ve bilimde çığır açan buluşların gerçekleştirildiği parlak yılların en canlı tanığı olmuştur.

Gottlieb Daimler, 1876’da ilk 4 zamanlı motoru icat eden Nikolaus Otto’nun ekibinde yer alıyordu. Daha sonra Otto’dan ayrılarak kendi atölyesini kurdu. Ateşleme, motor devri, yakıt ve en önemlisi çağdaşlarının da temelini oluşturacak karbüratörler konusunda önemli mesafe kat etti.

Oysa başka bir mucit, Karl Benz, Daimler’in geliştirdiği sistemleri daha da ileri taşıyıp ondan önce davranarak, dünyanın ilk otomobilini icat edecekti. 9 Ocak 1886 günü Karl Benz, Alman Patent Bürosu’na tüm medeniyetinin akışını değiştirecek bu yeni icadıyla başvurusunu yaptı. Bu icat, sanayi devriminin geldiği en üstün noktayı simgeliyordu. Çünkü ilk defa otomobil yani “kendiliğinden hareket eden araç” üretilmişti.

Aynı yıl içinde Daimler de kendi otomobilini üretecekti. Gottlieb Daimler belki “otomobilin mucidi” ünvanını Karl Benz’e kaptırmıştı ama çalışma aşkı ve azmi sayesinde çok daha iyi otomobiller üretmeye başlayacaktı. Öyle ki kısa sürede herkes Daimler otomobillerinden hayranlıkla söz etmeye başlamıştı.

Ertesi sene Avusturya Nice Başkonsolosu ve işadamı Emil Jellinek, Daimler’i ziyaret etti ve çok merak ettiği bu otomobillerden bir tane satın aldı. Jellinek, Daimler otomobiliyle Fransa’ya döndüğünde hayli ilgi uyandırdı. O da bu ilgiyi girişime dönüştürdü ve 1898’den itibaren yüksek sosyeteye otomobil satmaya başladı. 1899’da Daimler Motor Şirketi’nden (DMG) 10, ertesi sene 29 otomobil getirtecekti.

Otomobil onun için sadece bir girişim değil aynı zamanda bir tutkuydu da. Yine 1899’dan itibaren Nice’teki yarışlarda yer almaya başladı. Bu yarışlara kızının adı olan “Mercedes” ismiyle katılıyordu. Otomobil tutkunları arasında bu isim o kadar benimsendi ki, Jellinek’in sürücü isminden, otomobilin ismi haline geldi. 1900 yılından itibaren DMG ve Jellinek ortaklığıyla üretilen yeni motor ve otomobillerin adı da artık Mercedes oldu. Jellinek, Mercedes’iyle elde ettiği yarış zaferleri sonucu sadece Nisan 1900’de 36 otomobil satacaktı.

Gottlieb Daimler,Mercedes adının 1902’de resmi olarak markalaştığını göremeden, 1900’de öldü. Fakat çocukları, marka için bir amblem tasarlamak gerektiğinde onu tekrar hatırladılar: Babaları Köln’de motor üzerine çalıştığı ilk yıllarda kendi evini bu üç köşeli yıldızla işaretlemiş ve ürettiği motorların bir gün “karada, havada ve denizde” bu yıldız gibi parlayacağını eşine müjdelemişti. Çocukları da modern medeniyeti adeta harekete geçiren babalarının ve onun icatlarının anısına bu işareti, üç köşeli yıldızı, Mercedes’e amblem olarak seçtiler.

1909’dan itibaren markanın logosu olarak, 1910’dan itibaren de Mercedes marka otomobillerin ön kısmında bu üç köşeli yıldız kullanılmaya başlandı. 1916’da yıldızın etrafına halka ve altına Mercedes yazısı eklendi. 1921’den itibaren Mercedes-Benz yıldızı bugün hepimizin bildiği haline en yakın biçimine kavuştu.

Dönemin çoğu şirketi gibi, Daimler-Benz de savaş süresince devlet emriyle ordu ve cephane için malzemeler üretti. Polonya’nın işgali Avrupa geneline yayılacak savaşın ilk kıvılcımını atınca, Nazi yetkilileri çok kısa süreceğini düşündükleri savaşa hazırlanmak amacıyla pek çok sayıda Alman işletmesinin idaresini devraldı.

Daimler-Benz, 1936 yılında Alman ordusu için tank ve uçak motoru üretmeye başladı. Ne var ki, mevcut üretim merkezleri bu ihtiyaca cevap verecek büyüklükte değildi. Bu nedenle, aynı yıl Berlin yakınlarında gizli bir bölgeye yeni bir fabrika inşa edildi. Savaşın kısa süreceğine inanan yalnızca Nazi yetkilileri değildi. Şirketin yönetim kurulu başkanı da bu sürecin çabuk sonlanacağına inanıyor ve fabrikanın çok yakında sivil otomobil üretimine geçebileceğini düşüyordu. Yavaş yavaş gerçeklerin farkına varmaya başlayan fabrika yetkilileri, 1941 yılının gelişiyle beraber savaşın kısa süreceğine dair tüm umutlarını kaybettiler. Daimler-Benz şirketi fabrikalarında sivil araç üretimi 1942 yılında fiilen son buldu.

Üretime olan talep artınca, Daimler-Benz fabrikalarında kadın işçi de çalıştırmaya başladı. Bu kadınlar cepheye çağrılan erkek işçilerin yerine işe alınmaktaydı. Çok geçmeden şirket kadın işçilerle dahi artan üretim talebine yetişemez hale geldi. Daimler-Benz, ilk alternatif olarak, Batı Avrupa’dan getirtilen zorunlu işçilerden yararlandı. Söz konusu işçiler cepheden alınmış savaş mahkûmları veya evlerinden koparılmış, başka bir deyişle tutsak edilmiş sivillerden oluşuyordu. Daimler- Benz, bununla da yetinmeyip, fabrika alanlarına yakın bölgelerdeki toplama kamplarından tutsakları da fabrika için seferber ediyordu. Toplama kampından gönderilen işçilerin her hareketi Nazi koruma birlikleri(SS)tarafından gözlemleniyor, söz konusu işçiler Daimler-Benz şirketine para karşılığı satılıyordu. Şirket savaş döneminde çalıştırdıkları bu işçilere kötü muamele edildiği iddiasını hiçbir zaman inkâr etmedi. Savaş mahkûmları hapishane koşullarında yaşadılar. Evleri barakadandı. Bu işçilerin nispeten daha insani şartlara kavuşabilmesi ise ancak 1929 yılında Almanya’nın imzaladığı Cenevre Antlaşması ile mümkün olabildi.

Şirket yeniden yapılandıktan sonra öyle hızlı bir gelişme gösterdi ki, satış rekorları kırdı. Bu gelişmenin sebebi yalnızca ülke çapındaki talep değil, aynı zamanda yabancı müşterilere ihraç edilen ürünlerdi. Gelişimin bir kısmı da  ‘Alman Mucizesi ‘ olarak anılan sistemin sonucuydu.

1948 yılında para akışının düzene sokulmasıyla, Batı Almanya dünyası bir süre düşük enflasyon ve hayrete düşüren bir endüstriyel büyümenin sarhoşluğuyla dolanıp durdu. Durum, Birinci Dünya Savaşının ardından görülen ekonomik bunalımın tam tersi bir hal almıştı. Aynı yıl, para biriminde bir değişiklik yapılacağından da bahsedilir olmuştu, imparatorluk markından Alman markına geçiş yapılması bekleniyordu. Bu gelişim ve kalkınma dönemine ‘Alman Mucizesi’ deniyordu. Daimler-Benz ekonomideki bu altın çağın ekmeğini yedi ve şirketi büyüttü. Yıllık ciro bir milyarın üzerindeydi. Bu dönemde satılan Mercedes-Benz arabaları,  ‘Alman Mucizesi’nin bir sembolü oldu.

1950 yılının sonlarına kadar, Daimler-Benz denizaşırı satışlarında bağımsız çalışan dağıtımcılara güvenmek zorunda kalıyordu. Bu son derece riskli ve savurganlığa kaçar denli maliyetli bir durumdu. Bu nedenle şirket, satış ağlarını genişletmeye karar verdi. Kararın uygulamaya konulmasının ardından, dünya genelinde 178 genel dağıtımcıya ulaşıldı. Şirket savaş sonrası dönemde gerçekleşen Amerikan destekli yeniden yapılanma politikası nedeniyle uluslararası tüm sermayesini kaybetmişti ancak, ekonomide yaşanan bu sıçrama kaybetmiş oldukları ‘küresel pazarın otomobil sağlayıcısı’ statüsünü yeniden kazanmalarına yardımcı oldu.

 

devamını oku
Elektrikli Otomobiller Hakkında Bilinmesi Gerekenler
  • 06-01-2020

Elektrikli Otomobiller Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Elektrikli otomobiller her geçen gün gündemde daha fazlayer almaya başladı. Kısa bir zaman içinde içten yanmalı motorlu kardeşlerinin yerini alacağı konuşulan elektrikli otomobillerin şimdilik en büyük soru işareti şarj noktaları ve menzilleri. Ancak her yeni elektrikli otomobilde bu kısıtlamalar aşılıyor, ideal ve de hatta mükemmel elektrikli otomobile doğru yolculuk sürüyor. 

Audi e - Tron

Elektrikli otomobiller yani kısaca EV’ler, içten yanmalı motorlara emisyonsuz bir alternatif oluşturuyor. İçten yanmalı motorlara göre çok daha az parçadan oluşan teknik altyapı sayesinde çok daha geniş iç mekan ve görüş kabiliyeti sunuyorlar. Ayrıca güç için belli bir devir bandı olmadığından anlık olarak tüm çekiş kuvveti anında tekerleklere aktarılabiliyor. Bu sebeple son derece seri ve sessizler. EV’leri kullanırken çevreye hiç atık gaz salımı gerçekleşmiyor. Bu sayede de neredeyse yüzde 100 çevreciler. EV’leri şarj ederken ihtiyaç duyduğunuz elektriğin nasıl üretildiği ne derece çevreci olduğunuz ile orantılı. Eğer güneş ya da rüzgar gibi enerji kaynaklarından elektrikli otomobilinizi şarj ediyorsanız; o zaman çevrecilik oranınız maksimum seviyede gerçekleşiyor. Batarya teknolojisine yapılan en son yatırımlar ile de bu konudaki ilerlemeler devam ediyor.

Renault ZEO

Elektrikli otomobilin menzili (bataryayı yeniden şarj etmek zorunda kalmadan önce kat edilen mesafe) birçok kişi için endişe konusudur ve “menzil endişesi” teriminin ortaya çıkmasına neden olur. Ancak, batarya teknolojisindeki gelişmeler, otomobillerin ortalama işe gidip gelme mesafesini aşan seviyede menzili ile birçok kişi için gerçekçi bir çözüm oluşturacak. Pek çok sürücü, bataryayı haftada bir kez şarj etmenin yeterli olabileceğini fark ediyorlar. Uzun yola çıkıldığı zaman, bataryayı yeniden şarj etmek için mola verilmesi gerekir. Bu durum, yola çıkmadan bir süre önce planlama yapılmasını gerektirse de ev-dışı şarj ağının yaygınlaşması ve hızlı şarj istasyonlarının gücünün artmasıyla gittikçe daha kolay hale geliyor.

Jaguar I-PACE

Elektrikli otomobiller farklı şekillerde şarj edilebiliyor. Bunlardan ilki; “Alternatif Akım” (AC) beslemesi kullanan evde şarj yöntemidir. Elektrikli otomobiller normal ev tipi prize takılabilir, ancak şarj işlemi oldukça yavaş ilerler. Bu nedenle iyileştirilmiş bir priz (örneğin bir fırın için kullanılanlar gibi) kullanılmalı veya daha iyisi evde şarj için bir wallbox montajı yaptırılmalı. İkinci alternatif ise; ev dışındaki şarj istasyonlarıdır. Sürekli büyüyen ev-dışı şarj istasyonları, genel olarak yolculuk sırasında veya varış noktasında azaltan batarya seviyesini tamamlamak üzere kullanılıyor. Bu şarj noktaları ev tipi şarj cihazlarına göre daha yüksek güçle çalışıyor; bu nedenle şarj süreleri daha kısa oluyor. Karma AC ve DC (Doğru Akım) şarj akımı kullanan bu sistemlerde, DC şarj akımı en hızlı seçenek olur ve sıklıkla “hızlı şarj” olarak adlandırılır.

TOGG

İçten yanmalı motora sahip otomobillerle kıyaslandığında, elektrikli otomobiller daha az hareketli parçaya sahip olduklarından daha az bakım gerektiriyor. Basit olarak anlatmak gerekirse, yıpranacak daha az parça mevcuttur. Bakım aralıkları kilometre ve/veya süreyi temel alıyor. Elektrikli otomobillerin içten yanmalı motoru yoktur. Güç, yakıtın (benzin veya dizel) yanması yerine, şarj edilebilir bataryalarda saklanan elektrik enerjisi biçiminde iki elektrik motorunu besler. Dolayısıyla elektrikli otomobillerin bakımları çok daha kolay ve düşük maliyetlidir.

 

devamını oku
Babayiğitler Kimdir ?
  • 02-01-2020

Babayiğitler Kimdir ?

Fikri mülkiyet haklarına Türkiye'nin sahip olduğu, küresel ölçekte rekabet edecek bir otomobil markası oluşturma hedefiyle Anadolu Grubu, BMC, Kök Grubu, Turkcell, Zorlu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği güçlerini birleştirdi ve 25 Haziran 2018'de Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret A.Ş.'yi (TOGG) kurdu.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın girişimleri ve Türkiye Odalar ve Borsalar birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun başkanlığında kurulan Türkiye’nin Otomobili Girişimciler Grubunun yönetim kadrosu belirlendi.

TOGG YÖNETİM KURULU

Rıfat Hisarcıklıoğlu (TOBB - TOGG Yönetim Kurulu Başkanı)

Tuncay Özilhan ( Anadolu Grubu - TOGG Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı )

Taha Yasin Öztürk ( TOGG Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı )

Kamilhan Süleyman Yazıcı ( Anadolu Grubu - TOGG Yönetim Kurulu Üyesi
Bülent Denkdemir ( TOGG Yönetim Kurulu Üyesi )

İnan Kıraç ( Kök Grup - TOGG Yönetim Kurulu Üyesi )

Okan Baş ( Kök Grup - TOGG Yönetim Kurulu Üyesi )

Ahmet Akça (Turkcell - TOGG Yönetim Kurulu Üyesi )

Osman Yılmaz ( Turkcell - TOGG Yönetim Kurulu Üyesi )

Ahmet Nazif Zorlu ( Zorlu Grubu - TOGG Yönetim Kurulu Üyesi )

Bekir Cem Köksal ( Zorlu Grubu - TOGG Yönetim Kurulu Üyesi )

BEŞ BABAYİĞİT

1.BMC

Türkiye'nin en büyük ticari araç üreticilerinden BMC yarım asırlık bir geçmişe sahip. 1964 yılında kurulan, 2004 yılında sahibi değişen BMC Türkiye'nin otomobili projesinde yer alıyor. BMC'nin sahibi Ethem Sancak ve Katarlı ortakları var.

2. ANADOLU GRUBU

1952 yılında temelleri atıldı. Bünyesinde 80 şirket var. Otomobil sektöründe de çalışmaları olan Anadolu Grubu'nun Sahibi Tuncay Özilhan.

3. KIRAÇA HOLDİNG

Kıraça Holding, 1998 yılında Türk otomotiv sektörünün önde gelen isimleri İnan Kıraç ve Claude Nahum tarafından Kıraça Şirketler Topluluğu adıyla kuruldu. Karsan Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. grubun şirketlerinden biri. 

4. TURKCELL GRUBU

Yazılımın ve yüksek teknolojinin en önemli firmalarından biri. Turcell'in Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça. Turkcell'in kurucu ortakları, daha önceden Telecom Finland Ltd. olarak bilinen ve şu anda TeliaSonera'nın sahip olduğu Sonera Holding, Çukurova Grubu ve MV Holding'dir.

5. ZORLU HOLDİNG

1953 yılında kurulan Zorlu Holding Denizli'de üstlenmiş bir firma. Tekstilden madenciliğe kadar hemen her alanda faaliyetiolan Zorlu Holding'in sahibi Ahmet Nazif Zorlu. Vestel markası da Zorlu'ya ait.


 

 

 

 

devamını oku